Kullanıcılar
1
Makaleler
84
Makale Görünüm Sayısı
32225

Esselamünaleyküm!

Aziz ve muhterem kardeşlerim...

İnsanlık tarihi nerede başlamışsa hiç şüphesiz kurban ibadeti de orada başlamıştır.

Kurban ibadetinin tarihi gelişimine bakacak olursak her dönem değişik, imtihan unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Hz. Adem (A.s) yavrularım Allah (c.c) sizden mallarınızdan Allah yolunda kurban infak etmenizi emrediyor demişti... 

Hz. Habil mallarının en güzellerinden infak etmişti. Kabil ise bundan imtina ederek malların nizbetlerini sunmuştu.

Allah (c.c) birinin kurbanını kabul etti kazananlardan oldu.

Diğeri ise Allah’ın verdiği maldan kurban infak etmeyince, ziyana uğradı.

Bu Ademoğullarının ilk imtihanıydı ve iblis ilk olarak Kabil’e vesvese ile Allah’a isyan ettirmeyi başarmıştı. Bu noktadan itibaren artık yeni bir süreç başlıyordu bu süreç kıyamete kadar var olacak HAK ve BATIL mücadelesi adını alacaktı. Konuyla ilgili ayeti Maide 27 - (Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. 

Evet artık bu kaderi ilâhiyedeki imtihan süreci başlamıştı. Bu süreç çok uzun ve çetin olacaktı. Bu ibadeti bütün peygamberler ve salihler hükmen yerine getirmişler ve ümmetleri ne emretmişlerdir. Ama bir başka kurban imtihanı varki bu imtihanların en çetini olacaktı, Hz İbrahim’in kurbanı...

Hz.  İbrahim (a.s), Mezopotamya’nın UR bölgesi yani Şanlıurfa’da Nemrut zamanında dünyaya gelmiştir. Bugün hala Adıyaman ilimizde o döneme ait tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Gercekten altıbin yıl geçmişe rağmen o tarihi eserlerin kartal ve insan heykellerinin sağlamlığı ve güzelliği o dönemin taş oyma sanatının ne derecede ileri olduğunu müşaade ediyor ve görebiliyoruz.

Azer’in oğlu Hz. İbrahim’in tevhit mücadelesini inşallah başka bir yazıda ele almak istiyorum. 

Hz. İbrahim ve Hz. Sara validemizle evliliğinden uzun bir süre çoçukları olmamıştı. Cahil insanlar böyle durumları Allah’ın Peygamberlerine her fırsatı hakaret sebebi sayacak kadar küçülmüşlerdi.

Hz İbrahim ‘Allah’ım bana bir erkek evlat verirsen sana kurban edeceğim’ diye söz verdi.

Aradan yıllar geçmişti Nemrut kendisini Babil’den çıkarmış, Hz. İbrahim Mısır’a gitmişti. Oradan beyti-maktise Filistin’e giderken yanında Hz. Hacer validemizi de cariye olarak almıştı, bu evliliği en çok Sara Hanım istemişti. Ama o gün İsmail (a.s)’in dünyaya gelmesiyle herşey değişmişti. Herşeyin en doğrusunu Allah (c.c) bilir. İslam tarihçileri Sara Hanım’ın büyük kıskançlıkla Hz. İbrahim’den Hacer ve Hz. İsmail’i alıp götürmesini ister. Hz İbrahim Allah (c.c)’ın emriyle bugünkü Kabe’nin yanına Safa ve Merve Tepesinin arasına onları bıraktı. Ve Filistin’e geri döndü az olan yemekleri ve destilerindeki suları bitince, Safa ve Merve tepeleri arasında Hacer annemiz canhıraş koşuyor su arıyordu. Bu günde hacılar Hacc’ın vacibi olan say’ı o günün anısına yapıyorlar. Cebrail (a.s) kanadını vurarak zemzem suyunu Hz. İsmail’in ayak uçlarına akıtmaya başladı. Bugünkü hacıların bizlere ikram ettiği zemzem işte o zemzemdir. Aradan yıllar geçmiş artık İsmail (a.s) bir genç olmuştu. Hz İbrahim’e bir gece rüyasında verdiği sözü hatırlatıldı, İbrahim (a.s) Mekke’ye gelerek durumu önce Hacer Hanımına anlattı ve Hacer Hanım, Allah(c.c) ne emrediyorsa öyle olsun diye sadakatını gösterdi. Hz İbrahim oğlu İsmail’e rüyasını anlattı; “Babacığım Allah (c.c)’ın emri neyse yap inşallah beni sabreden’lerden bulacaksın” (saffat:102) diye teslimiyetin sonsuz örneğini göstermiştir. 

Bugün Mekke’nin Mina bölgesinde hacılar üç tane şeytan taşlar onlar bir işarettir büyük cemre Hz. İbrahim’i orta cemre Hz. Hacer’i küçük cemre de Hz. İsmail’ in sadakatlerini ve şeytanın onlar tarafindan taşlanmasını sembolize eder. Hülâsa emri vaki olmuş İbrahim (a.s) sözünde durarak emri yerine getirmeye teşebbüs etmişti. 

“Artık baba ve oğul Allah’ın hükmüne tam teslim olunca, Hz. İbrahim, Hz. İsmâil’i, şakağı üzerine yatırdı. Boğazına bıçağı koydu, çok şiddetli bir şekilde bıçağı bogazına sürdü. Bu esnâda yerde gökte ne kadar melek varsa secdeye kapanmış: Allah’ım! Koru İsmâil’ini, Affet İsmâil’ini” diye yalvarıyordu. Allah (c.c) da meleklerine (Unzuru ila abdi keyfe yemürrüssikkin alal halki veledihi liecli rizai ve entüm gultüm Etec´alü fiha men yüfsidü fiha ve yesfiküddimae) yani ‘Ey meleklerim benim kulum İbrahim’e bakınız benim rızam için oğlunun boğazına bıçağı nasıl sürüyor. Halbuki siz Adem (a.s)’i yaratacağım zaman yeryüzünde kan dökecek yeryüzünü ifsad edecek birisinimi yaratacaksınız demiştiniz de ben de size benim bildiklerimi siz bilmezsiniz demiştim’ buyurdu. (Mev’izei Hasene Kurban bahsi S 186)

Allah (c.c) rahmetini göstermiş Hz.Cebrail’le koç’tan bir kurban göndermiştir. Kurban ibadetini Hz İbrahim Efendimizin sünneti olarak her yıl infa ediyoruz.

Hz Muhammed (sav) Efendimiz kurban ibadetini hiç aksatmadan düzenli bir şekilde yapmıştır. Rivayetlere göre veda Haccında iki kurban kesmiş ilkini ümmetine, ikincisini de kendisi için kesmiştir. Ve “kurbanı kesin zira kurban atanız Hz. İbrahim’in sünneti’dir hadisi şerifini buyurmuşdur.

Kurban ibadeti Hanefi mezhebi’ne göre hükmen vacip olup zengin müslümanlara kurban kesmek dinen vacip’tir. Delili ise Kuran’ı Kerim’de, “El Kevser. 2 - O hâlde, Rabb’in için namaz kıl, kurban kes.” ayeti ile sabittir. Kurban ibadeti hiç şüphesiz önemli bir ibadettir, bu ibadeti infak ederken fıkıh hükümlerine uygun bir şekilde infak etmeliyiz. Tereddütlerimizi en yakın yetkili imam efendilerle istişare etmeliyiz, Allah (c.c) kurbanlarımızı kabul buyursun, 

Bu vesile ile Kurban Bayramınızı tebrik ederim... Hayırlı bayramlar olsun efendim...

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile