Emirdağ Hava Durumu

EMIRDAG

Kullanıcılar
1
Makaleler
379
Makale Görünüm Sayısı
1728374

YURTSEVERLER VE HAİNLER
BUNDAN tam olarak 99 yıl önce Mustafa Kemal Emirdağ’daydı. Emirdağ’da kaldığı süre içinde Kaymakam Nuri adıyla anılan Çerkez Mehmet’in evinde ikamet etti. Gündüzleri bir biçimde, var olan araçlarla, askeri tetkik ve denetleme, bir nevi savaşa hazırlık safhasıyla ilgili olarak, yanında bulunan komutanlarla tüm çevre ile koordineli biçimde gün boyu hareket halindeydi. Her gün mutlaka notlar tutup günlüğüne yazdı. Çoğu insanın tüm bunlardan haberi bile yok. Özellikle son yıllarda Mustafa Kemal’i BÜYÜK KURTULUŞ SAVAŞINI birlikte zaferle taçlandırdığı, halkının hafızalarından silmek, sinesinden kopartmak için yapılan karalama kampanyalarına seyirci kalanlar, mutlak surette bu günlükleri bilselerdi, bu tür safsatalara pabuç bırakmazlardı. Tabii bile bile karalayanları kastetmiyorum.
Bilindiği gibi – ki ancak bilenler bilir- Kuvâ-yi Milliye ülkede işgalci dış düşmanla uğraşırken, bir o kadar da “Din elden gidiyor! “ naraları atan yobaz, işbirlikçi iç mihraklarla uğraşmak durumunda kalmıştır. Damat Ferit’in ve İngiliz ajanlarının da üyesi bulunduğu İngiliz Muhipleri Cemiyeti merkezli gerici ihanet hareketi tüm Anadolu’da Milli Kurtuluşa ayak bağı olmuştur. Bolu ve Konya ayaklanmalarının başında Din elden gidiyor diyen din simsarları, gerisinde ise emperyalistler vardır. Bu konuda Mustafa Kemal, Nutuk’ta şöyle söz eder :” Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve Halîfe-i Rûy-i Zemîn unvanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nâzırı olan Ali Kemal, Âdil ve Mehmet Ali Beyler ile Sait Molla bulunuyordu. Dernekte Rahip Frew (Fru) gibi İngiliz milletinden bazı macera heveslileri de vardı. Yapılan işlemlerden ve gösterilen faaliyetlerden anlaşıldığına göre, derneğin başkanı Rahip Frew idi:
Bu derneğin iki yönü ve iki ayrı niteliği vardı. Biri açık yönü ve usulüne uygun teşebbüslerle İngiliz himâyesini sağlama amacına yönelmiş olan niteliği idi. Öteki de gizli yönüydü. Asıl faaliyet bu gizli yöndeydi. Memleket içinde örgütlenerek isyan ve ihtilâl çıkarmak, millî şuuru felce uğratmak, yabancı müdahale sini kolaylaştırmak gibi haince teşebbüsler, derneğin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi. Sait Molla ‘nın derneğin açıktan yaptığı çalışmalarında olduğu gibi gizli çalışmalarında da ondan daha çok rol oynadığı görülecektir. Bu dernek hakkında söy lediklerim, sırası geldikçe yapacağım açıklamalar ve gereğinde göstereceğim belgelerle daha kolay anlaşılacaktır.”
9 Mart 1922, Mustafa Kemal’in Not Defterinden:
“……..Aziziye’den Mahmut Bey’in geldiği otomobili çağırdık. Kendi otomobilimizi göndererek arkadaşları 44 aldırdık. Aziziye (Emirdağ)’den gelen otomobili, kalan otomobili teslim edip beraber gitmek üzere gönderdik. Bir otomobil ile bir kısım arkadaşlar saat 5’te Aziziye’ye hareket etti. Diğerleri otomobillerde beklemek için kaldılar. Saat 6’da varış. Ordu komutanı 2. Tümen komutanı, subaylar, asker, ahali, okullar, gelecekteki (durum). Nuri Bey’in evine Saat 5’e doğru İsmet Paşa geldi. Önce yemek yenildi. Ye mekten sonra 10 Mart için hareket tarzı kararlaştırıldı. Siyasi durum hakkında İstanbul’da Yusuf Kemal Beyin maruz kaldığı muameleye dair malûmat verdim. ONDAN SONRA HAFIZA KUR’AN OKUTTUK. Gece rahat ve yeterince uyuyamadım. 1 saat yattık. 6-7.00’de uyandım. Tekrar yattım. 7.20’de uyandım. Bununla birlikte sıhhatçe fena değilim.”
10 Mart 1922 Cuma
“Sabah Saat 9’da Hüsrev Paşa da ileri karakol (İzmit hattı) mevzilerine hareket etti. Saat 11’de varış. Yeniköy Hüsrev Paşa’nın kuzeyinde tabur merkezi. Orada hayvanla bir saatte tepeye çıktık. Bir saat ileri araziyi, yeni araziyi inceledik. Sonra bir saat de geriye indik. Bir bölük hazırdı, gördüm. Saat 2, sonra da hazırlanmış bir gölgelik çadırında yemek yedik. Yemek sonunda rüzgârdan çadır başımıza devrildi. Saat 3’te geriye hareket ettik. Asıl mevzi üzerine çıkış düşünülmüştü. Fakat dönüşte mevzinin tamamı görülememiştir.  Buna lüzûm görülmedi. Yolda Servet Bey Alayını teftiş için toplanmıştı. Bizim için sandık. Kendisinin teftiş edeceğini anlayınca yola devam ettik. Saat 5’te Aziziye’ye vardık. Yorgunluk hissettim. Bilhassa güneş yakmıştı. Bir saat kadar uyudum. Sonra vücudumu sünger ile sildim, yeterince istirahat etmiştim. İsmet, Yakup Şevki ve Selahattin Paşalar gelmişlerdi. Beraber yemek yedik. Bazı telgraflar gelmişti, gördüm. HAFIZA KURAN OKUTTUM. Saat 10.00’da gittiler. Benim notları yazıyorum. Biraz kitap okuduktan sonra yatacağım. Yarınki planımız 3’üncü Tümeni de teftiştir.”
Mustafa Kemal’in hatıratında Emirdağ’la ilgili yaşanmışlıkları bu kadarla kalmıyor. Bu günlüklerden de anlaşılıyor ki, kimi zaman yolda belde bindikleri araba kırılır, kimi zaman içinde bulundukları çadır rüzgâr tarafından başlarına yıkılır. Çok zor şartlar altında, her gün başka bir araziyi karış karış inceleye rek, BÜYÜK KURTULUŞ’UN planını kafasına nakşetmiştir. Bu sırada Atatürk’ün rahatsızlıkları vardır. Kimi gün dişi sızlar, barsak sancıları, böbrek sancısı vb çeker ama hiçbir planını ertelemez. Ülkenin bu işgal günlerinde, bu kadar yoğunluk altında, her gün, çok erken kalkar ve her gün her fırsat bulduğunda mutlaka kitap okur. Mustafa Kemal’in not defterinde, büyük bir lideri, tüm insani özellikleriyle görüyoruz. Aynı zamanda, büyük savaş için ödenen bedelleri, hainleri ve yurtseverleri de görüyoruz.
Mustafa Kemal’in kendisi için hiçbir şey almadan, bize bir vatan ve bağımsızlık bırakıp gidişinden bu yana geçen zamanda, onun ve bu ülkenin düşmanları, yaban otları gibi yeniden türeyip, tarihi tahrif ede ede karalama kampanyalarına yeniden başladıkları görünüyor. Yine din kisvesi altında, yine başlarında sarık, dizlerine kadar sakal, her fırsatta Kuvâ-yi Milliye kahramanlarının hatıralarına hakaretler savurmaktadırlar. Elbette ki, bu tür organizmaların nafile serzenişleri, bu millet için hiçbir öneme sahip değildir. Bu tür karalama kampanyaları, güneşi balçıkla sıvayamayacağı gibi, bize  “gaflet delalet ve ihanet” içinde bulunanları tanıma fırsatı verecektir. Ve tarih ihaneti asla affetmemiştir.
Bu yazıyı yazmaktaki esas amacım, Atatürk’ü dinsiz gibi gösterenlere, O’nun not defterinden cevap vermekti. Yukarıdaki alıntılarda büyük harfle belirttiğim gibi, her fırsatta, yanındaki arkadaşları ile birlikte Kur’an okutup dinliyorlar. Bu yalnızca Emirdağ’da yaşanmış bir durum değil. Şöyle bir göz atınca görüyoruz ki, Atatürk gittiği her yerde, Kur’an okutup dinlemektedir.
EMİRDAĞ- 9 Mart Perşembe
Önce yemek yenildi. Yemekten sonra 10 Mart için hareket tarzı kararlaştırıldı. Siyasi durum hakkında İstanbul’da Yusuf Kemal Beyin maruz kaldığı muameleye dair malûmat verdim. Ondan sonra hafıza Kur’an okuttuk.
AKŞEHİR- 20 Mart Pazartesi (14) Müdafaa-i Hukuk Heyetinden. İhsan, Fahrettin Paşalar geldi. İhsan Paşa şikâyet etti. Haksızdır. Açık konuştum. Otomobil ile gezdim. İsmet Paşa’ya gittim. Beraber bize geldik. Fahrettin Paşa ile kurmay subayını yemeğe davet etmiştim. Hafız Kur’an okudu.
AKŞEHİR- 24 Mart Cuma (18) Mütareke teklifini Celal Bey bildirdi. Cuma namazında hafıza okutacaktık. Mevlit okudu. Ondan sonra, gece yarısından sonra Saat 4.00’e kadar Ankara’daki Bakanlar Kurulu ile haberleştim.
Mustafa Kemal’in bu topraklarda bulunduğu günlerde, İsmet Paşa gibi Büyük komutanlar, Halide Edip gibi kahramanlar da İlçemizde ikamet etmişlerdir. Bu topraklar hain çıkartmaz Bu topraklar bütün savaşlarda, bütün cephelerde, hiç düşünmeden şehitler vermiştir. Bu toprakların bedeli kanla canla ödenmiştir ve bizim insanımız Vatanını savunurken ölmekten asla şikâyetçi olmamıştır. Eğer buralardan Atatürk düşmanı çıkarsa, bilin ki onun kanında bozukluk vardır. Bize bu ülkeyi kazandıran Başta Mustafa kemal olmak üzere, bilinen bilinmeyen tüm kahramanlarımızın ruhları şad olsun!

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile